Eski çağlarda insanlar,ısıtan ve aydınlatan Güneş‘e, zifiri karanlığı korkunç olmaktan, çıkarmaya çalışır gibi ortaya çıkan Ay’a taptılar. Bunlar için tapınaklar yaptılar. İlkbaharda yeryüzü çiçeklerle donanınca, yazın ağaçlar meyve verince, gökyüzünde yaşadıklarına inandıkları ilahlara şükredip kurbanlar sundular.. Ateşle ilk tanıştıklarında ateşten korktular, ama ateşin gücünü kavrayınca kokmaktan vazgeçtiler. Karlı fırtınalı havalarda gök gürlediği, şimşeklerin çaktığı, Ay veya Güneş‘in tutulduğu zamanlar da , ilahlarını kızdırdıklarını sanıp korkuya kapıldılar ve sığınak yerler aradılar. Zamanla mevsimlerin birbirini takip ettiğini, belli sürelerde tekrarlandığını görüp kendi kendilerine sorular sormaya başladılar: Evren nasıl yaratıldı? Dünya’ya bolluğu da kıtlığı da veren, canlıyı da cansızı da etkileyen kuvvet nedir? Güneş Ve Ay’ın belli zamanlarda görünüp kaybolmalarını, mevsimlerin düzenli oluşlarını sağlayan yasaları kim yaptı, kim uyguluyor Kainat‘ın başı sonu var mı, Atalarımız bu sorularla bugünün uzay çağının temelini atmış oldular.
İlk Çağlarda İnsan ve Gökyüzü
kaRnaK
Yorumlar
Hakkında bir yorum “İlk Çağlarda İnsan ve Gökyüzü”
Cevap bırakın
Gerekli alanlar işaretlenmiştir. *


6 Aralık 2013 saat 22:49
güneş tanrısı Ra