Niels Bohr Kimdir

            Whatsapp'ta Paylaþ
Niels Bohr

Niels Bohr

Danimarkalı fizikçi (Kopenhag, 1855 – Kopenhag, 1962). 1911’de sunduğu doktora tezinde klasik elektromagnetig kuramların yetersizliğini ortaya koyan Niels Bohr 1913’de manchester’deki Rutherford laboratuvarında çalıştığı sırada atomla ilgili, atomla ilgili ünlü inceleme yazısını kaleme aldı, Rutherford’un 1911’de önerdiği modellle, Planck’ın 1900’de getirmiş olduğu kuantum kavramını birleştirerek, bir çok fiziksel olayı, özellikle de hidrojen atomunun tayfölçümü özelliklerin ve Mendeleyev tarafından bulunan, kimyasal elementlerin niteliklerinin devirliliğini açıkladı. Bu kuram iki postulata dayanır, birinci postulata göre, elektronlar bir dizi yörüngede bulunur. Bu yörüngelerin üstünde iken enerji yaymazlar; bu kararlı (atasyoner) haller kesiklidir (süreksiz). İkinci postulata göre, elektron bir E„ enerji halinden, bir başka E„ = h v bağıntısıyla belirlenen bir ışınım yayınlayarak yada soğurarak geçiş yapabilir. 1916 yılında Kopenhag Üniversitesinde Profesör olan Bohr, 1921’de Kopenhag kentindeki Kuramsal Fizik Enstitüsü’nün  başkanlığına getirildi. Atom modelini geliştirmesi ile 1922’de Nobel fizik ödülünü aldı. Sonra atom çekirdeğini incelemeye başladı ve 133’ten başlayarak, nükleer parçalanma olaylarının çekirdeği bir sıvı damlasına benzetmek açıklamasını önerdi. Özellikle uranyum 235’in bölünebileceğini  kesin olarak saptadı. İkinci Dünya savaşı sırasında Los Alamos laboratuvarında (A.B.D:), nükleer enerjinin serbest bırakılmasını sağlayan çalışmalara da katılan Bohr, ayrıca nükleer silahların kullanımının yol açtığı tehlikeleri göstermeye çalışanların ve devletler arasında geniş bilgi alış verişi siyaseti örgütleyenlerin öncülerinden biri oldu. 1945’de Danimarka’ya dönüp, kendini kuramsal fizik, özellikle dalga ve kuantum fiziği çalışmalarına verdi. Atom fiziği ile ilgili büyüklüklerin saptanmasının ölçülerle gerçekleştirdiği koşulları inceleyerek, ölçü aygıtının işleyişinin bile, incelenen sistemi bozduğunu saptadı. Bu oldukça güç kavramlar şu örnekle yalınlaştırılabilir. Bir elektronun konumunun ve hızının saptanması isteniyorsa, bu elektron ile öbür tanecikler arasında bir çarpışma sağlanabilir. Aygıt, çarpışma etkilerini saptar; bu da elektronun konumunun belirlenmesin sağlar. Ama, burada bir çarpışmaya dayanan ölçü, elektronun başlangıç durumunu bozar, böylece elektronun hızı değişir. Demek ki, taneciğin konumu ve hızı aynı anda verilememektedir. İşte bu temel belirsizlik, Bohr’u, maddeyi iki tamamlayıcı görünümü ile, tanecik ve dalga görünümüyle tasarlamaya yöneltmiştir. Klasik fizikte öngörülmeyen bu tamamlayıcılık olgusu, ancak bir olasılık fiziği çerçevesi içerisinde ortaya çıkabilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*