Lagâri Hasan Çelebi, Füze İle İlk Uçuş

            Whatsapp'ta Paylaþ

Yine  17. yüzyılda, Sultan Murad devrindeyiz. İstanbul’da şenlik var. ‘Sultanın kaya adındaki kızı dünyaya gelmiştir. Bu mutlu olayı kutlamak için fener alayı ve çeşitli eğlenceler düzenlenmiştir. O devir için  pek yeni olan maytaplarla gösteri yapanlar, ip cambazları, hokkabazlar şenliğe katılmakta halkı coşturuyorlar, ve o gün gerçek hünerini, heyecan verici bir buluşunu göstermek için Sultanın işaretini bekleyen bir bilim adamı  da vardı. Bu, Lagari Hasan Çelebi’dir. Lagari Hasan Çelebi Hezarfen Ahmet Çelebi gibi, insanın havada uçabileceğini ispat etmeye çalışan bir bilim adamıdır. Ahmet Çelebi’nin Galata kulesinden Üsküdar’a uçmayı başarması, onun azmini artırmıştır. Fakat onun buluşu çok daha önemlidir: Ahmet Çelebi, kendisini yüksek bir yerden boşluğa bırakıp uçmuştu. O ise, yerden bir roketin itiş gücünden yararlanarak uçmayı deneyecek, sonra kollarına bağladığı kanatları kullanarak yere inmeyi deneyecektir. Böyle bir denemeye girişeceğini çok daha önce padişaha duyurmuş, izin istemişti. Fakat 4. Murad, başarılı bir uçuş yapan Ahmet Çelebi‘yi Cezayir’e sürdüğünü, Hasan Çelebi’de denemesini başarır onu da sürdürmek zorunda kalırsa, halkın bunu hiçte hoş karşılamayacağını düşünmüş, girişimin halkın huzurunda değil, kendisinin, nazırların, ilim adamlarının huzurunda yapılmasını istemişti. Deneme, şenlik gününde yapılacaktı. Belki Sultan, halkın ilgisini çeken başka eğlenceler olduğu için o günü seçmişti.

İnsan Taşıyan İlk Füze Ateşleniyor

Kararlaştırılan saatte Lagari Hasan Çelebi ve yardımcıları, Sarayburnu’na  girdiler. Padişah ve devler erkanı da oradaydı. Hasan Çelebi, uygun bir yer seçti. Önce kendi icadı olan yedi kollu füzeyi sultan göstererek teknik konuda bilgilendirdi. Göğe nasıl çıkacağını, nasıl geri ineceğini anlattı. Sonra Yedi kolu füzenin yani roketin üzerine çıkarak, gülen yüzü ve şakacı tavrı ile Padişaha seslendi: Sultanım ben İsa Peygamberle görüşmek için gökyüzüne çıkıyorum, seni Allah’a ısmarladım.”

Bu sözden sonra yardımcıları füzeyi ateşlediler. Korkusuz Türk, yedi kollu fişeği ile birden gökyüzüne fırlamış, ışıklar saçarak havada kaybolmuştu.

Padişah ve yanındakiler bir süre heyecan içinde beklediler, Ama Hasan Çelebi’nin indiğini göremediler. Onun, daha yere inmeden parçalanıp öldüğünü düşündüler. Zaten bu çılgın denemenin başarılı olacağı onlara inandırıcı gelmemişti.

İsa Peygamberden Selam Getirdim.

Oysa Lagari Hasan Çelebi’ye bir şey olmamış, roket çok verimli çalışmış, fişekler deki barut bitince, kartal kanadını taklit ederek yaptığı kanatları sayesinde dengesini koruyabilmiş, Sarayburnu yakınlarında usulca denize inmiş, sonra da yüzerek karaya çıkmıştı. Karanlık nedeniyle inişini gören olmamıştı. Çünkü barutu bitince ışık saçmaları da durmuş roket havada görünmez olmuştu. Bir süre sonra, Ama Aynı akşam huzura alındığında Hasan Çelebi’yi sırılsıklam karşısında görünce gözlerine inanamadı. Başarısının haklı gururunu taşıyan Hasan Çelebi ise; “-Padişahım İsa Peygamber Sana Selam Söyledi” diye şaka yaptı. Padişah onu tebrik etti. Büyükçe bir kese altın vererek, bu çok büyük teşebbüsünden sonra sağ selim yere inmesinden memnun olduğunu söyledi.Sonra? Sonra, maalesef, Lagari Hasan Çelebi‘de Hezarfen Ahmet Çelebi’nin akıbetine   düşmekten kurtulamadı. gerçi, hasan Çelebi, 70 akçe maaşla sipahi yazıldı: Ama, orada bile kalamadı. Osmanlı İmparatorluğu gerileme dönemine girmişti artık. Atılımlar bir sanat şaheseri ile dolu yüzlerce yıllık geçmişten sonra, o parlak devirlerin birikimiyle o dahiyane buluşlar yapan bilim adamlarından, yönetici kadro korkmaya başlamıştı.. Bir süre sonra Hasan Çelebi İstanbul’dan uzaklaştırılmak zorunda bırakıldı. Hasan Çelebi, Kırıma gitti ve orada Selamet Giray Han tarafından kabul edildi. Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmeyen Hasan Çelebi’nin yine orada öldüğünü Evliya Çelebi yazıyor.

Kaynak: Uzay Ansiklopedisi

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*