İlhan Berk Kimdir..

            Whatsapp'ta Paylaþ
İlhan Berk'in Bir görüntüsü

İlhan Berk’in Bir görüntüsü

Tük ozanı (doğum Manisa, 1918, ölüm  Muğla Bodrum, 28 Ağustos 2008)  Balıkesir Necati Bey İlköğretmen Okulunu bitirdikten (1939) sonra Giresun’da iki yıl ilkokul öğretmenliği yapan İlhan Berk , Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı (1945); yurdun çeşitli yerlerinde ortaokul  öğretmen olarak çalıştı. Ankara Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Basın Bürosunda çevirmenlik yaptı ve 1969’da bu görevden emekli oldu.

İkinci Yeni Akımı;

Şiir çalışmalarında öğrencilik yıllarında başlayan, bu alandaki ilk ürünlerini Manisa Halkevi dergisinde yayınlayan İlhan Berk, söz konusu şiirleri sonradan Güneş Yakanların Selamı adlı şiir kitabında topladı (1935). İlhan Berk’in şiir dünyasında, daha sonra geliştireceği dil tutumun ilk örneğini oluşturan bu yapıt, konu bakımından da  sürekli işleyeceği doğaya ve ibreye yönelik şiirlerin başlangıcı oldu. Nitekim daha sonraki yıllarda yayımladığı İstanbul (1947). Günaydın yeryüzü (1952). Türkiye Şarkısı(1953) ve Köroğlu (1955)adlı kitaplarında, anlamı belirgin ama çağrışımları açık imgeleri, dil işçiliği, yoğun duyarlılığıyla, bireylere doğaya yönelik gerçekçi anlayışın nitelikli örneklerini ortaya koymuştur. Benliğinden çevreye yayılan bir yaşama sevinci içinde, umutlu ve aydınlık bir dünya çizdi; betimleyici bir anlayışla insanların ilgilerini, doğa ve insan ilişkilerini, kent yaşamına yansıttı. 1955 yılı dolaylarında, düz yazıdan kaçınan, imgeye ağırlık veren ve yeni bir estetiğe ulaşmayı amaç edinen İkinci Yeni akımına katılan İlhan Berk, dergilerde bu şiir akımını destekleyen yazılar yayımladı. Ayrıca çağdaş şiirin bir şeyler anlatmak için yazılmayacağını, şiirin amacının güzellikleri yaratmak olduğunu ileri sürerek, şiirde bir mana varsa, bunun bütünüyle rastlantısal olduğunu belirtti. Şiiri akıl ötesi bir dil olgusu durumuna getiren yaygın dil bilgisi kurallarını alt üst etti. Soyutu insan aklının en büyük gelişmesi sayarak duygu ve çağrışımlara öncelik vererek “kapalı” bir şiir tekniğine ulaştı: Galile Denizi (1958); Çivi Yazısı (1960); Otağ(1961); Mısırkalyoniğne (1962). Sonraki yıllardaysa, Türk şiiri geleneğine yönelmeye başladı ve yalnızca soyutlamalarla yetinmeyip, toplumsal motiflere de yer verdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*