DİN lerin toplum daki yeri

            Whatsapp'ta Paylaþ

dinlerin-toplumdaki-yeriÂdemoğulları asırlardır farklı medeniyetlerin etrafında birleşerek, kendi toplumsal benliklerini ve kültürlerini oluşturmuştur. Kültür, kurulan medeniyetlerin nesiller boyu devam edip süre gelmesini sağlayan bir temeldir. Kültürlerin oluşmasında, yüzyıllar boyunca alışkanlıklardan ötürü doğmuş olan inanışlar ve buna benzer olarak en önemli faktör olan din ön plandadır. Dinler, insanların kendi hayat biçimlerini oluşturmasında her zaman bir rehber olmuştur. Kültür dediğimiz kavram ise insanların yaşam biçimi olunca, dinin kültürü etkilemesi kaçınılmaz olmuştur. Medeniyetler olarak bahsettiğimiz, sosyal sınıfları oluşturan insanlar ve bu sosyal topluma öncülük eden liderlerde yine insanlar olunca dini kendilerine hayat biçimi olarak benimsemiş olunca, aynı zamanda bunu kendi medeniyetlerine de yansıtmışlardır.

En eski ilahi kaynaklı din olarak bilinen Yahudilik, dinin ve kültürel inanışların nasıl bir devlet oluşturduğun en genç tanıklarındandır. İsrail Devleti 2. Dünya Savaşı’nın sonlanmasının hemen ardından Birleşmiş Milletler desteğiyle birlikte, Kudüs’ü de kapsayarak  eski Filistin toprakları üzerinde kurulmuştur. Teokrasi ile yönetilmekte olan devlet,  adından da anlaşılacağı üzere Yahudi dini mensuplarının oluşturduğu bir devlettir. Daha önceleri yine birlikte yaşamakta olan halk bir devlete sahip olmayıp, İspanya, Almanya, Anadolu ve Orta Doğu üzerinde yaşamıştır. Belli bir yurtları bulunmayan Yahudiler Dünya üzerinde farklı coğrafyalara dağılarak, farklı toplumlar içerisinde kendi kültürleriyle birlikte yaşamayı gayelemişlerdir; fakat toplum içerisindeki keskin baskılardan dolayı sürekli sürgün edilmişlerdir ya da göç etmişlerdir. İnanışlarının gereği neticesinde dinlerini yayma amacı gütmedikleri için nüfusu pek artmamıştır. Sayılarının azlığından ve ayrıca farklı toplumların onları dışlamasından ötürü çok köklü, birlik amaçlı örgütler kurmuşlardır. Örnek olarak; Masonizm bunlar arasında en güçlü ve en eskisi olarak bilinirken, Osmanlı Devleti’nin sonlarına doğru Sultan Abdülhamid zamanında da Anadolu da etkin olan Kardeşlik Cemiyeti vardı. Örgütlenme amaçları Yahudileri bir araya getirmek olan örgütler, her ne kadar halkı farklı coğrafyalarda bulunsalar da,  aralarındaki yardımlaşmayı arttırmaktır ve kutsal topraklara halkı geri çağırmaktır. Kutsal topraklar Tevrat’ta geçmekte olup vaat edilen topraklar olarak bilinmektedir. Nitekim bu örgütler bunu başarmış, dinlerin onlardan isteğini yerine getirmek için bugünkü İsrail Devleti’nin kurulmasında etkin olmuşlardır. Hahamlar tarafında yapılan Tevrat yorumlarında da halkın örgütlenmesi gerektiğini, vaat edilen topraklarda bir devlet çatısı altında bulunması gerektiğini söylemektedir. Sonuç olarak Yahudi dini ve inanışları, İsrail Devleti’nin örgütlenerek vaat edilen topraklarda kurulmasını sağlamıştır. Kendi medeniyetlerini kendilerine rehber olan dinlerine bakarak kurmuşlardır.

İslam dinini kendine benimsemiş olan birçok medeniyetleri tarih sahnesinde görmekteyiz. Emeviler başta olmak üzere İslam dinini farklı coğrafyalara dağıtmayı, tanıtmayı  kendilerine bir amaç gütmüş birçok devlet vardır. Lakin amaçları yalnızca İslam’ı hoşgörüyle tanıtmaktır. Tanıttıkları medeniyettin tercihine kalmıştır benimsemek ya da benimsememek. Tıpkı, Osmanlı İmparatorluğu gibi. Osmanlı İmparatorluğu son zamanların İslam dinini kendi kültürüyle benimsemiş olan en büyük imparatorluğudur. Ve ayrıca, diğer kitabi dinlerle ve inanışlarla da karşılaştırmak için çok güzel bir örnektir. Osmanlı, asırlar boyu İslam’ı ve Türklüğü, kültürü cihana yaymayı hedeflemiş ve bunu büyük bir oranda da başarmıştır. Osmanlı’lar çağ açıp çağ kapatan fetihler de bulunmuşlar, üç kıta da bayraklarını dalgalandırmışlardır. Gittiği her yere barışı getirmiştir. Lakin hiçbir zaman fethettiği yerde yaşayan halka gerek ırkından, gerek dininden hiçbir zaman bir adaletsizlikte bulunmamışlardır. Onlara kendi dinlerini yaşama özgürlüğü verilmiş, kendi kültürlerini devam ettirme özgürlüğü hakkı verilmiştir. Hatta örnek olarak, Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethettikten sonra konuştuğu Hıristiyan din adamlarıyla, onlara Bizans krallarının bile bu özgürlüğü tanımadıklarını duymuştur. Hiçbir zaman hiçbir İslam medeniyeti gittiği yerlerde Müslümanlığı yaymak için zorbaca, katı bir davranışta politikada bulunmamışlardır. Bu olay zaten İslam’a ters düşmekte olup, İslam’ın öğütlediği bir olayda değildir. Ancak, Hıristiyanlığı benimsemiş olan devletler, adımını attığı her yere Hıristiyanlığı yaymak için basmışlar, fetihlerde bulunmuşlar, zorla Hıristiyanlığı halka kabul ettirmeye çalışmışlardır. Hıristiyan olanlarla olmayanlar arasında adalet terazisi hiçbir zaman dengeli olmamıştır. Bu olay İncil’de de geçmemektedir; fakat din adamları İncil’i yorumlarken bunun böyle olması gerektiğini devlet başkanlarına anlatmıştır. Anlattığım olay devlet politikalarındaki farklılıktır. Edebiyat ve sanatta da büyük farklılıklar söz konusudur. Kilise duvarlarına olan melek çiziminden dolayı ve figür çizmeden dolayı Avrupa’da,  Hıristiyanlığı benimsemiş toplumlar ressamlara büyük önem vermişlerdir. Resim sanatında çok önemli isimler yetişmiştir. Camilerdeki süslemelerde çiniler kullanıldığı için herhangi bir figür de çizilmediği için çinicilikte İslam medeniyetlerinde gelişmiştir. Mimarlıkta, Hıristiyanlıkta bulunan üçlü sistemi anlatma amaçlı, üçgen pencereler, çatılar ve evler ortaya çıkmıştır. Lakin bu İslam medeniyetine yansımamıştır. Bir zamanlar Avrupa’da yaşamış olan Yahudi halkı üçlü sistemi amaç gütmeksizin sinagog yapılarında üçgensel şekilleri tercih etmektedir. Edebiyatta, tassavvufi inançlar söz konusu iken İslam’da ayrıca ney gibi çalgı türlerine başvurulurdu; ancak heykelciliğe pek önem verilmemiştir. Hıristiyan toplulukları ise tam tersi olarak heykelcilikle uğraşırken daha sonra kilisenin gücü azaldıktan sonra melekler ve havariler hakkında eserler vermiştir.

Medeniyetler benimsediği dinin toplumsal şeklini benimserken bazı sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunlara çözümü yine kabul ettikleri dinde  rastlayabilirler. İran medeniyeti, dinle birlikte en büyük değişim yaşayan medeniyetlerden birisidir. Abbasiler dönemde artan ve kendi kültürünün etkilendiği İslam için ayak uydurmaya çalışmışlardır. İran Devleti günümüzde teokrasi ile yönetilen diyebileceğimiz bir başka devlettir. İran İslamiyet’i benimsemeye başlarken, İslam dininde yasak olan hırsızlık, alkol, zina, hak yeme gibi kurallara ve ayrıca kadınların kapanması, kadınlarda miras hakkı olmaması gibi haklara devlet düzeni ayak uydururken, halk zorluklar yaşamıştır. Halk eskiden süre gelmiş alışkanlıklarını bırakamamıştır. Buna karşı İran devleti din adamlarının kuran yorumlarını dinleyerek adalet sistemini onlara göre ayarlamıştır. Örneğin hırsızlık yapanın ele kesilirken, alkol  içine öbür boyu vergi zammı yapılır ya da zina yapanların hayatlarına, direkt büyük bir meydanda asarak son verilir Adalet sistemi katı olunca toplum şekillenmesi yüzyıllar içerisinde kendini tamamlamıştır. Verilen hiçbir cezaya karşı gelinmemekle birlikte toplumda oluşan algı ceza için olumludur. Bir başka örnek ise İsrail Devleti’ndendir. Eğer İsrail sınırları içerisinde bulunan bir Yahudi’nin malını bir başka Yahudi çalarsa Tevrat’ı tamamen ezberleme ve onların kutsal günü olan şabatta katılarak beş kere ezberlediklerini doğru olarak halka okuması cezası verilir. Bu ceza yine din adamlarının Tevrat yorumlarına göredir. 10 emirden biri olan çalmayacaksın (Haram yemeyeceksin) emrinden dolayı bu ceza verilir. Zaten bu cezayı alan adama da toplumda dinden çıkmış gözüyle bakılır.

Özetlemek gerekirse, kültürlere yol veren, medeniyetlere yön veren güç her zaman toplum olduğu için, toplumu yönlendiren de din olduğu için medeniyetler için din bir rehber olmuştur. Dünya tarihinde adından söz edipte, büyük imparatorluklar olan devletlerin her birisi farklı da olsa bir din ailesine mensuptur. Hayatlarını nasıl din çerçevesinde düzenlenmişse insanlar, medeniyetlerde öyledir. Amaçsız insan umutsuz insandır ve amaçlarını din doğrultusunda belirleyenler hayatlarını da din doğrultusunda belirlemiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*