Cemal Süreyya (Kimdir)

            Whatsapp'ta Paylaþ

Cemal Süreyya, Türk ozanı (Erzincan 1931-İstanbul 1990).

Haydarpaşa Lisesi’ni  (1950) ve Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdikten sonra (1954)  sonra maliye müfettiş yardımcısı ve müfettiş olarak Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yapan Cemal Süreyya (soyadı Seber), 1965 yılında görevinden ayrılarak 1960’ta 4 sayı çıkarmış olduğu papirüs dergisini yeniden yayınlamaya başladı. (1966-1967; 47 sayılı). 1972 yılında yeniden maliye bakanlığındaki görevine döndü: İstanbul’da darphane müdürlüğü (1975- 1976), maliye tetkik kurulu üyeliği (1967-1978) ve Müşavir maliye müfettişliği (1978-1981) yaptı. 1982’de emekli oldu.

ŞİİRLERİNİN ÖZELLİKLERİ

ilk şiiri 1963 yılında mülkiye dergisinde çıkan Cemal Süreyya, şiirle uğraştığı  30 yılı aşkın şiir serüveni içinde beş şiir kitabı yayınlamıştır. Ama bu şiirler hem kurucuları arasında yer aldığı ikinci akımının niteliklerini belirlemesi, hemde Türk şiiri içinde özgün bir yer tutması açısından büyük önem taşırlar. Gerçekten özgün anlatımlar kullanarak ve yeni anlatım olanakları deneyerek değişik bir şiir söylemine ulaşan Cemal Süreyya Türk şiirine belirli bir ölçüde  yön vermiştir. imge kullanımında  öteki bazı ikinci nesil ozanları gibi anlamsıza gitmeyen ozana göre şiir, “İnsanın evren ve dünya içinde, insan ve eşya karşısında insanın kendini denemesidir”; dolayısıyla ilk bakışta somut olamasa bile soyut olarak sezilebilen bir ” yaşama karşısında sorumluluk” duygusunu yitirmez . şiirlerinde, kapalılık, dize yapısında görülür; şiirin bütünüyse ozandan okura ulaşabilen kendine özgü anlam ve özelliğini hiç yitirmez.

Cemal Süreyya’nın Bir Şiiri

BENİ ÖP SONRA DOĞUR BENi

Şimdi

utançtır tanelenen sarışın çocukların başaklarında.

Ovadangözü bağlı bir leylâk kokusu

ovadan çeviriyor küçücük güneşimizi.

Taşarak evlerden taraçalardan gelip sesime yerleşiyor.

Sesimin esnek baldıranı sesimin alaca baldıranı.

Ve kuşlara doğru fildişi; rüzgarın tavrı dağ; güneş iskeleti.

Tahta heykeller arasında denizin yavrusu kocaman.

Kan görüyorum taş görüyorum bütün heykeller arasında karabasan ılıkacemi

–uykusuzuluğun sütlü inciri– kovanlara sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü, beni öp, sonra doğur beni.

Cemal Süreyya’nın genellikle aşk konusu işlediği söylenebilir. Bu aşk somut bir aşktır; geniş ölçüde cinselliğe (erotizme) dayanır; Platonik aşk söylemini şiirden dışlar. Ama Göçebe (1965) ve Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973) adlı kitaplarında ozan bu genele konunun yaşamının belirleyici ayrıntılarını da şiirine sokar. İlk kitabı Üvercinka’da (1958) aşk dolu şiirler çoğunluktadır. bu şiirlerdeki sevgili görüntüsü. Divan edebiyatındaki gibi ” mazmunlar”a (Divan edebiyatındaki bazı kavramları dolaylı biçimde anlatmak amacıyla kullanılan nükteli  ve sanatlı söz) değil imgelere dayanır. Aşağı yukarı bütün şiirlerinde şiir yapısına yayılan bir lirizm egemendir. Ozanın bu duyarlılığından kaynaklanan bu lirizm, zaman zaman bir zeka oyunundan doğduğu sanısı uyandırır.

Cemal Süreyya’nın şiirlerinde konuşma diline özgü tümce yapısının ütün özellikleri gözlenir. Bu bakımdan bazı ikinci Yeni Ozanları dilde biçim bozmalarına yönelmez; dolayısıyla en kapalı şiirlerinde bile okuru şiirden uzaklaştırmaz.

BAŞLICA YAPITLARI

Şiir. Üvercinka (1958; 1959 Yedi tepe şiir armağanı); Göçebe (1965; 1966 Türk dil kurumu şiir ödülü); Beni öp Sonra Doğur Beni (1973);  Sevda Sözleri (toplu şiirler , 1984); Gün Bitiği (1988); sıcak nal (1988 1988’de her iki kitabı içinde Behçet Necatigil şiir ödülü aldı).

Deneme eleştiri; Şapkam Dolu Çiçekle  (1976); Günübirlik (1982); söz  Senaryosu Ve İzdüşümler-99 Yüz (1991 de yayımlandı.

 

Öte yandan alışılmış imgelerin yaratılması için kullanılacak sözcüklerin gerek imgeyi en iyi canlandıracak gerek bütün şiirlerine egemen olan dilsiz müzikselliği sağlayacak sözcüklerden seçilmiş olması, ozanın aynı zamanda titizi bir dil işçisi olduğunu gösterir. bu bakımdan Cemal Süreyya’nın  şiirinin, gelişigüzel bir duyarlılığın ürünü olmaktan çok duyarlılığın ve lirizmin arkasındaki bir zekanın ürünü olduğu söylenebilir.

Şiirlerinin yanı sıra, edebiyat üstüne deneme ve eleştirileriyle de  tanınan Cemal Süreyya, düz yazı tekniğinin konusun da iyi bilen Türkçeyi ustalıkla kullanan bir düşünce adamıdır.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*