Buz kütlesi eriyor

            Whatsapp'ta Paylaþ

buz-kütlesiDaha çok bir sinema filmiyle tanınan Afrika`nın en yüksek dağı Kilimanjaro zirvesinin 11 bin 700 yıl önce oluşmuş buz kütlesi de süratle eriyor. ABD`li araştırmacılara göre, geçen yüzyılda yüzde 80 azalan Kilimanjaro buz kütleleri 20 yıl içinde tamamen eriyip yokolacak. Bu dağın zirvesindeki 50 metre yüksekliğindeki buz kütlelerinin geçen ikiyılda iki metreden fazla kısmının eridiği saptandı.

Afrika`nın en yüksek dağında buz kütlelerindeki erime Tanzanya`daki nehirlerde su seviyesini azaltırken, dağın tepesinde kar görünümünün yok oluşu turistleri de geri çevirecek. Afrika`da daha önce buna benzer 4 bin yıl önceki dönemdeki kuraklık Nil Nehri civarında çölleşmeye, insanların göç etmesine neden oldu. O dönemdeki kuraklıkta, Hindistan, Ortadoğu ve Güney Amerika’daki uygarlıkların da çöktüğü saptandı. Daha ayrıntılı bilgi için:

  • Kara delik avcısı yolda

Başta kara delikler olmak üzere evrenin bazı gizemli olaylarını araştıracak Avrupa uydu teleskobu “İntegral” dün sabah başarıyla fırlatıldı. “İntegral”i taşıyan Rus Proton roketi, Kazakistan’daki Baykonur uzay üssünden uzaya gönderildi.

9 bin-153 bin km yüksekteki eliptik yörüngesine yerleşecek “İntegral” 4.1 ton ağırlığında, 5 metre boyunda, 3.7 metre çapında ve yaklaşık 350 milyon dolara mal oldu. 2003 başında gözlem yapmaya başlayacak uydu teleskop, elementlerin oluşumunu, süpernovaların gizlerini araştıracak. Gama ışın patlamalarını 30 saniyede tespit edip astronomları haberdar edecek.

  • Farenin gen haritası çıkarıldı

nlar insanların 100 milyon yıl öncesinden aynı gen soyunu paylaşıyor. Bu nedenle farenin gen haritasının çıkartılması sağlık alanındaki çalışmalarda büyük rol oynayacak. Bilim adamları sonunda amaçlarına ulaştı. Uluslararası bilim adamlarından kurulu bir grup, farenin gen haritasının yüzde 98’ini çözmeyi başardı. Şimdiye kadar farenin gen haritasıyla ilgili en büyük çalışmayı gerçekleştiren uzmanlar, laboratuvar hayvanları üzerinde yapılacak gen araştırmalarıyla insanlarda hastalıkların nasıl oluştuğunu saptamaya çalışacak. Farelerle insanların 100 milyon yıl öncesinden aynı gen soyunu paylaştığına işaret eden uzmanlar, bundan dolayı farenin insanlardaki hastalıklarla ilgili araştırmada önemli rol oynadığını belirtiyor.

Bilim adamları, insan vücudunda birçok genin işlevinin olduğunu, şimdiye kadar bu genlerin hastalıklar üzerindeki rolünün ise çok az bilindiğini kaydediyor. Farenin gen haritasının şifresinin çözülmesiyle, fare ile insanda benzerlik gösteren genler üzerinde araştırmalar yapılabileceği ve hastalıklar için daha tesirli ilaçların geliştirilebileceği bildirildi.
Daha önce insan gen haritasını çıkaran bilim adamları, farenin gen haritasını model organizma gibi kullanarak, genler üzerindeki işlevi gözleyebilecek ve genlerin işlevlerinin çözülebilmesiyle de hastalıkların tedavisi gerçekleşebilecek.

Araştırmacılar, haritadaki genler belirlendikten sonra, hedeflenen bölgeye odaklanarak araştırmaları gerçekleştirebileceklerini belirtti. Araştırmacıların ayrıca, inek, kedi, domuz gen haritası üzerinde çalıştıkları belirtildi. Farenin gen haritasının insan gen haritasından yüzde 10 daha küçük olduğu kaydedildi. Farenin gen haritasıyla ilgili geliştirme çalışmalarının, 2005 yılına kadar tamamlanabileceği açıklandı. Farenin gen haritasıyla insan gen haritasının karşılaştırılacağını ve iki gen haritası arasındaki farklılıkların belirlenebileceğini kaydeden uzmanlar, fareyle insan genleri arasındaki benzerliğin, laboratuvar çalışmalarına daha geniş boyut sağlayabileceğini belirtti.

  • Hawking’in son kitabı Türkçe’de

Stephen Hawking… Einstein’den bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilen matematik profesörü. Kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isim. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi’ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuarını geliştirecek kadar da sattı. Hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturan Hawking, kıyamet habercisi gibi. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaketle karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmiş, bu önerisiyle de ilahiyat profesörü Y. Nuri Öztürk tarafından “Dabbetü’l–Arz”” yani kıyameti haber veren yaratık olarak nitelendirilmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi” kitabı, Hawking’e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor.

  • Lahana turşusu kansere karşı etkili

Finlandiyalı bilim adamları, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, lahana turşusunun kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini saptadı.

Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayınlanan habere göre, Finlandiya Tarım Bakanlığı’na bağlı MTT Agrifood Araştırma Merkezi’nde görevli bilim adamı Eeva-Liisa Ryhanen ve ekibi, lahana turşusunda bulunan isothiocyanate maddesinin, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, meme, bağırsak, akciğer ve karaciğer kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya çıkardı.

Isothiocyanate maddesinin beyaz lahananın turşu haline getirilmesi sırasında oluştuğunu belirten bilim adamları, bu maddeden daha fazla miktarda üretmeye çalışacaklarını söyledi. Bilim adamları, maddenin insanlarda da aynı olumlu etkiyi gösterip göstermeyeceğini henüz bilmediklerini kaydetti.

  • Samanyolu’nda milyarlarca dünya olabilir

Hep aynı soru yanıtını arıyor; Evrende yalnız mıyız, değil miyiz? Gökbilimciler galaksimizde milyarlarca dünya olabileceğini söylüyor…

Gökbilimciler, Samanyolu galaksisi içinde, Güneş’ten farklı bir yıldızın etrafında dönen 100. gezegenin keşfi üzerine, galaksimizde milyarlarca dünya olabileceğini söylüyorlar.
Carnegie Enstitüsü Gezegen Araştırma Programı’nda çalışan gökbilimcilerin dev teleskopla keşfettikleri yeni gezegenin, 293 ışık yılı uzaklıktaki HD 2039 yıldızı etrafında döndüğü belirtildi.

100. gezegenin keşfinden sonra bilim adamları, Samanyolu galaksisinde kaç gezegen olduğu ve bunların kaçının Dünya gibi olduğu konusunu tartışmaya başladılar. Bilim adamları, her iki soruya da milyarlarca yanıtını veriyorlar.

Araştırmacılara göre, galaksimizde 300 milyar civarında yıldız varsa 30 milyar kadar da gezegen sistemi olabilir ve bu sistemlerin büyük çoğunluğu, Dünya gezegeni gibi dünyaları kapsayabilir. Samanyolu’nun ortalama çapı 100 bin ışık yılı, bir ışık yılı ise 9.5 trilyon kilometre.

  • Samanyolu’nun kalbi delik çıktı

Bilim adamları Samanyolu Galaksisi’nin merkezinde tam 3.7 milyon tane güneş büyüklüğünde dev bir karadeliğin yer aldığını bilimsel verilerle kesinleştirdi. Max – Planck Enstitüsü’nden Dr. Reinhard Genzel yönetimindeki uluslararası bilim adamları ekibi, kara deliğe yakın bir bölgede korkunç bir hızla dönen ‘S2’ adlı yıldızın yörüngesiyle ilgili 10 yıllık verileri analiz etti. ‘S2’ yıldızının, kara delik tarafından yutulmamasını saniyede 5 bin kilometreyi bulan olağanüstü hızına borçlu olduğu saptandı.

  • Suçlu artık yüzünden yakalanacak…

Kritik noktalara yerleştirilen ve suçluları yüzünden teşhis eden kameralar, alarm vererek yakalanmalarını sağlıyor. ABD’de geliştirilen ve son aylarda birçok eyalette yoğun olarak kullanılan biyometrik yüz tanıma sistemi fuarda ziyaretçilere tanıtılıyor. Bu uygulama sayesinde meydanlara, havaalanlarına, bina girişlerine yani hemen hemen her merkeze yerleştirilecek olan biyometrik güvenlik sistemi sayesinde suçlular yüzlerinden tanınabilecek. Identix biyometrik güvenlik sistemlerinin Türkiye’deki uygulayıcısı olan Ergosis firması, bu yıl fuara ABD’de yeni geliştirilen yüz tanıma sistemini getirdi.İlk defa geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye getirilen bu uygulama, şu an İstanbul’da bir ilçe emniyet müdürlüğünde kullanılmakta. Bu biyometrik güvenlik uygulamasında, belirli merkezlere konulan kameralar çevreden geçen kişilerin anlık olarak yüz resimlerini çekiyor ve ana ekranın sağ ve solundaki bölümlere atıyor. Her iki tarafa atılan bu resimler, daha öncesinde aynı bilgisayar sisteminin veri tabanına yerleştirilen şüpheli resimleriyle karşılaştırılıyor.

  • Uzaydan gelen büyük tehdit!

Astronomlar, bugüne kadarki en tehditkar gök cismini keşfetti… Dünyaya 1 Şubat 2019’da çarpabileceği bildirilen gökcisminin bir kıtayı yok edecek hızda olduğu belirtiliyor…

Astronomlar, bugüne kadarki en tehditkar gökcismini keşfetti. Liverpool’daki John Moores  Üniversite’sinden  Dr. Benny Peiser, ilk olarak 5 Temmuz gecesi New Mexico’daki gözlemevince saptanan 2002 NT7 katalog numaralı gökcisminin, Dünya ile çarpışma ihtimali içeren rotada bulunduğunu ve 1 Şubat 2019’da Dünya’ya çarpabileceğini söyledi.
Peiser, parlaklığı gözönüne alındığında 2 kilometre genişliğinde olduğu tahmin edilen NT7’inin Dünya’ya çarpma olasılığının yüzde 6 olduğunu belirtti.

Araştırmacılar, Güneş’in çevresindeki dönüşünü 837 günde tamamlayan NT7’inin, 1 Şubat 2019’da Dünya’ya çarpma hızının saniyede 28 kilometreye ulaşabileceğini, bu hızın bir kıtayı yok edecek seviyede olduğunu ve küresel iklim değişikliklerine yol açabileceğini tahmin ediyor.

  • Türkiye’nin ilk mini uydusu

Türkiye’nin ilk mini uydusunun uzay yolculuğuna kısa bir süre kaldı. Montaj çalışmaları tamamlanma aşamasına gelen çok amaçlı alçak irtifa uydusunun yapımı, şubat ayında tamamlanacak ve uzaya fırlatılmak üzere Mart ayında Rusya’ya gönderilecek. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’na bağlı Bilgi Teknolojileri ve Elektronik Araştırma Enstitüsü’nün (BİLTEN) geliştirdiği proje çerçevesinde İngiltere Surrey Üniversitesi’nin Satellite Technology Limited (SSTL) şirketiyle yürütülen mini uydu yapım çalışmaları, İngiltere’de tüm hızıyla sürüyor. BİLTEN Müdürü Prof. Dr. Erol Kocaoğlan, “BİLSAT” adını taşıyan uydunun çatısının oluşturulduğunu ve üretilen parçaların montaj işlemlerinin sürdüğünü, bu çalışmaların şubat ayında sona ereceğini bildirdi. Fırlatma işlemleri için daha uygun olması nedeniyle uydu mart ayında Rusya’ya gönderilecek ve fırlatma işlemi büyük olasılıkla temmuz ayında gerçekleştirilecek.

  • Dünya yassılaşıyor!

Uydu verileri bilim adamlarını da şaşırttı. Gelen bilgiler Dünya’nın Ekvator bölgesinden genişleyerek kutuplardan yassılaştığını ortaya koyuyor…

Amerikan bilim adamları, uydu verilerine dayanarak Dünya’nın Ekvator bölgesinden genişleyerek kutuplardan yassılaştığını açıkladı.Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından yapılan açıklamaya göre, Dünya’daki sular ekvator bölgesinde toplanıyor. Suyun neden yer değiştirdiğini henüz bilmeyen bilim adamları, Dünya’nın 1998 yılından bu yana ”ekvatordaki göbeğinin büyüdüğünü” ve kabak şeklini almaya başladığını kaydettiler. Yerçekimi kuvvetini uydu aracılığıyla ölçen Raytheon şirketinde ile NASA’da görevli bilim adamları Christopher Cox ve Benjamin Chao, Dünya’nın merkezkaç kuvveti nedeniyle tam bir küre olmadığını belirterek, yassılaşmanın henüz sadece yüzde 0,3 oranında olduğunu söylediler.

Cox, Science dergisinde yayınlanan makalesinde, Dünya’nın ekvator bölgesinde genişlemesinin nedenlerinden birkaçının okyanuslardaki, buzullardaki ve atmosferdeki değişikliklerin olabileceğini belirterek, ”El Nino” iklim olayının da Dünya’nın çekim alanının değişmesinde etkisinin olabileceğini tahmin ettiklerini söyledi. Cox, uzaya gönderilen GRACE uydusu yardımıyla okyanuslardaki değişiklikleri izleyeceklerini kaydetti.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*